2 Şubat 2014 Pazar

Geçmişe Dönük

Sarıldığımda o soğukta ısınıyordum sanki; o yağan yağmur duruyordu hissetmemeye başlıyordum. Kollarının arasında buluyordum huzuru. Yalancı gözleriydi manzaram. Karşıma çıkan herkesi ona benzetip hiç kimseyi onunla aynı kefeye koyamıyordum. Sabaha kadar bir damla uyku girmiyordu gözlerime. Geç saatlere kadar oturuyordum sırf o mesaj atar umuduyla. Uyuma konuşalım mesajları vardı; uykudan gözlerim yarı kapalı olsa da peki diye cevaplayıp heyecanlandığım. Belki görürüm umuduyla her gün birlikte gittiğimiz yerlere uğrardım. Eve dönerken dahi onun kullandığı yolları kullanırdım, olur da denk geliriz diye. En sevdiği ve bana da dinlettiği şarkıyı sürekli başa sarıp dinlemek gibi de berbat bir huyum vardı. Telefonumda müzik listemdeki bütün şarkıları birlikte dinlemek gibi bir salaklık yapmıştık. Belki eskiden olduğu gibi evimin önünde sabahlara kadar cama çıkarım umuduyla beni bekler diye her gece pencere önünde sabahlamak gibi salakça hareketlerim oldu. Beraber yaptığımız şeyleri hatırlayıp ağlarken biranda sırıttığım zamanlar oldu. En çokta gülüşüne aşıktım. Bakışına. Kirpiklerine. Kimse anlamazdı. Bir değişik sevmiştim. Sonra her güzel şey gibi o da bitti. O kadar yakınken metrelerce mesafeler girdi aramıza. Müzik zevkimi değiştirip müzik listemi yeniledim. Geçtiğimiz yollardan geçmemeye özen gösterdim. Farklı sevdim. Ne yaşanırsa yaşansın hiçbir zaman es geçemediğimdi, hep gözyaşlarını sildim. Ve anladımki hiç sevmemişti. Sonra kimseyi sevemedim. Herkes bana düşman kesildi. Böylesine bir hayal kırıklığını hangi gülüş onarabilirdiki. Yalnızlığı seçtim. Turkuaz ojeye bayılırım zaten  zahmet edip okuyacaklarmış gibi uzun uzun da yazdım o da bi salaklık 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder